02163953386
905302388044
05 Ocak 2026

    Bir parmak hareketiyle binlerce kelimeye ulaşabildiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Bigi hızla akıyor, ekranlar ışıldıyor, bildirimler peş peşe geliyor. Peki, tüm bu dijital hengâme içinde edebiyat nerede duruyor? Kitapların sayfaları halâ çevriliyor mu, yoksa artık her şey bir ekran kaydırmasından mı ibaret? 

    Dijital çağ, edebiyat için bir tehdit değil bir dönüşüm sürecidir aslında. Elbette geleneksel kitapların kokusu, bir şiirin sayfa kenarına yazılmış notları, bir romanın sayfa sayfa ilerleyen sessiz yolculuğu bir başkadır. Ancak bu çağda edebiyat, sadece kitap sayfalarında değil; bloglarda, e-kitaplarda, dijital dergilerde, hatta sosyal medya gönderilerinde bile kendine yeni bir alan buluyor.

    Artık gençler, kendi öykülerini dijital platformlarda yayımlıyor. Şiirlerini Instagram'da estetik görseller eşliğinde paylaşıyor. Edebiyat sadece okunmakla kalmıyor, anında paylaşılabilir ve yorumlanabilir hâle geliyor. Bu da onu daha interaktif, daha ulaşılabilir kılıyor. 

    Ancak bu hız çağında unutmamamız gereken bir şey var: Edebiyat; sabırla okunmayı, hissedilmeyi ve içselleştirilmeyi ister. Bir şiiri "beğenmek" kolaydır ama onu anlamak zaman ister. Dijitalleşmenin sunduğu kolaylıklar, derinliğin yerini almamalıdır.

    Biz öğretmenlere düşen görev, gençleri hem klasiklerle buluşturmak hem de dijital çağın edebi biçimlerini sorgulatmak. Çünkü edebiyat, çağlar değişse de insanı insana anlatmaya devam eder. 

    Belki kitapların kokusunu kaybettik ama sözcüklerin ruhu halâ bizimle.

Beyza Nur SEVER
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni