Dijital çağ, edebiyat için bir tehdit değil bir dönüşüm sürecidir aslında. Elbette geleneksel kitapların kokusu, bir şiirin sayfa kenarına yazılmış notları, bir romanın sayfa sayfa ilerleyen sessiz yolculuğu bir başkadır. Ancak bu çağda edebiyat, sadece kitap sayfalarında değil; bloglarda, e-kitaplarda, dijital dergilerde, hatta sosyal medya gönderilerinde bile kendine yeni bir alan buluyor.
Bir lise günü, tek bir kimlikle yaşanmaz. Öğrenci; dinleyen, konuşan, saklayan, paylaşan, hayal kuran birçok hâliyle okuldadır. Ve iyi bir lise, bu hâllerin hepsine alan açabilen yerdir. Çünkü öğrenci sadece ders öğrenmez. Kendini farklı yönleriyle tanımayı öğrenir.
Her çocuk, dünyaya özel bir ışıkla gelir. Bu ışık kimi zaman bir resim defterinde, kimi zaman bir melodide, kimi zaman da bir spor sahasında kendini gösterir. Çoğu öğrenci, aslında hangi alanda güçlü olduğunu küçük yaşlarda belli eder ama bazen bunu fark etmesi biraz zaman alır. Önemli olan, bu yolculukta kendine inanmak ve denemekten vazgeçmemektir. Çünkü özel yetenekler, sabır ve çaba ile büyür.
Eğitim, yalnızca okul duvarları arasında kalan bir süreç değildir. Her bireyin karakterini, dünya görüşünü ve hayata bakışını şekillendiren bu uzun yolculuk; öğretmenlerin, okulun ve en önemlisi ailenin iş birliğiyle anlam kazanır. Bu nedenle, bir öğrencinin başarısında ve gelişiminde velilerin rolü asla göz ardı edilemez. Eğitim yalnızca okulun sorumluluğunda yürütüldüğünde eksik kalır; çünkü çocuğun geliştiği ilk ve en güçlü ortam, ailesidir.
Bazen bir kitap tam da ihtiyacımız olan anda karşımıza çıkar. Sayfalarını çevirirken sadece bir hikâyeyi değil, kendimizi de okumaya başlarız. Bir karakterin yolculuğunda kendi kırgınlıklarımızı bulur, bir cümlede hiç konuşmadığımız bir duygumuzu fark ederiz. İşte o an, edebiyatın büyüsü devreye girer.
Şiir, binlerce yıldır insanın duygularını en yalın ve en yoğun biçimde ifade etme biçimi oldu. Bir beyitin içine bir ömrü sığdıran divan şairlerinden, serbest şiirin öncülerine kadar nice isim, sözcüklerle yeni dünyalar kurdu. Peki ya bugün? Şiir hâlâ kitapların sayfalarında mı, yoksa artık ekranların parlayan ışığında mı?